28 Aralık 2008 Pazar

279/700 ve "aç" gözümüz üzerine

Gazze'deki İsrail saldırıları ikinci gününe girdi. 6 aylık barış antlaşmasının sona ermesini beklemeden taraflar kana susamışlar; aç geçen 6 ayın acısını çıkartmakta (alışmış kudurmuştan beterdir hesabı) birbirlerinden hevesliler, maaşallah.  İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, "şimdi savaş vakti" diyerek tüm dünyaya kan müjdesi vermiş. İnsan kanı. Son durumda 279 ölü, 700'den fazla yaralı var. Bunlar resmi rakamlar. Resmi olmayanları her zaman için daha gerçektir. Ancak onları hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. 

Önceki savaşlarda olduğu gibi bunu da televizyonlardan canlı izlemekteyiz. Yanlış bilmiyorsam, canlı canlı savaş yayını ilk defa 1. Körfez Savaşı'nda ortaya çıkmıştı. O vakitten bu yana (1990-2008) prime-time dizisi tadındaki bomba şölenlerini ilgiyle izliyoruz. Yakın zamanda yaşadığımız "Irak'a demokrasi götürmece" maskesi altındaki Irak işgalini hepimiz biliyoruz. Şimdi de İsrail uçaklarına karşı, Hamas füzeleri. Kanlar içinde yerde yatan siviller. Az sonra öleceğini hisseden yaralı bir Filistinli kelime-i şehadet getiriyor. Kameralar kayıtta (gazeteciliğin, savaş muhabirliğinin, savaş fotoğrafçılığının en büyük ikilemidir bu. Yardım etmek mi, işini yapmak mı?). Habertürk'ten bu trajediyi izliyorum. Görüntüler yeterince trajik değilmiş gibi, altına da keman işlemeli bir müzik vermişler. Ölen bir adamın en mahrem son anları, müzik eşliğinde bir reyting hapına dönüştürülmüş.

Şimdi bu iş neden böyle oldu? Nereden buraya geldik? Önceleri, bombalı bir saldırıyı canlı izlemek fikri bile bizi çarparken, şimdi bu türden "ilkel" ölüm görüntülerine karşı gözümüz bağışık, gözümüz aç, gözümüz doymak bilmiyor (insatiable). Şimdilerde, ölen bir adamın son saniyelerini izle(yebil)mek bile bizi şaşırtmıyor. Bam telimize dokunulması için müziğin sinsi işbirliği gerekli. Tıpkı uyuşturucu gibi, şiddetin dozu her seferinde 2 ölçek artırılmalı. Yoksa tüm o ölümler, tüm trajediler zamanla eskiyor, sıradanlaşıyor. Yeni trajediler istiyor sürüngen bünyelerimiz. Biz izleyicilerin gözlerini doyurmak için şiddetin dozu artırılırken, yaşanılan trajedilere karşı tepkisizliğimiz de aynı oranda yükseliyor.   

Bu görüntüler Türkiye'de televizyondan verilirken, "Batı" dediğimiz memleketlerde yayınlanmamış. Bir taraftan "göstermiyoruz" diye övünülen bu anların, muhtemelen aynı memleketlere mensup Reuters muhabirleri tarafından çekilip diğer ülkelerde yayınlanmak üzere satılması bile yeterince ağır ve ikiyüzlü değil mi?  

Filistinli adamın trajedisi Tool'un Vicarious şarkısını aklıma düşürdü. Bugün bol bol dinledim ve bir kez daha kendilerine hayran kaldım. Buradan saygılarımı sunuyorum. Önce klibi (videoyu izleyemiyorsanız, DNS ayarlarınızı 4.2.2.4 olarak değiştiriniz), sonra da şarkı sözlerini aşağıda yayınlıyorum. Çevirmek zahmetine ise katlanmıyorum. Anlayan anlasın, anlamayan kusuruma bakmasın.

Gözümüz doysun diye daha çok trajedi, daha çok ölüm, daha çok, daha çok, daha...     



Eye on the the TV 
'Cause tragedy thrills me 
Whatever flavor it happens to be, like... 
"Killed by the husband" 
"Drowned by the ocean" 
"Shot by his own son" 
"She used a poison 
in his tea...kissed him goodbye" 
That's my kind of story 
It's no fun 'til someone dies 

Don't look at me like 
I am a monster 
Frown out your one face 
But with the other 
Stare like a junkie 
Into the TV 
Stare like a zombie 
While the mother holds her child 
Watches them die 
Hands to the sky crying, 
"Why, oh why?" 

Cause I need to watch things die... from a distance 
Vicariously I live while the whole world dies 
you all need it too, don't lie 

Why can't we just admit it? 
Why can't we just admit it? 
We won't give pause until the blood is flowing 
Neither the brave nor bold 
Will write as the story's told 
We won't give pause until the blood is flowing 

I need to watch things die... from a good safe distance 
Vicariously I live while the whole world dies 
You all feel the same, so... 

Why can't we just admit it? 

Blood like rain come down 
Drum on grave and ground 

Part vampire 
Part warrior 
Carnivore and Voyeur 
Stare at the transmittal 
Sing to the death rattle 

La, la, la, la, la, la-la-lie (x4) 

Credulous at best 
Your desire to believe in 
Angels in the hearts of men 
Pull your head on out your hippy haze
and give a listen 
Shouldn't have to say it all again 

The universe is hostile, so impersonal 
Devour to survive... so it is, so it's always been 

We all feed on tragedy 
It's like blood to a vampire
 


Vicariously I live while the whole world dies 
Much better you than I

Hiç yorum yok: